abvizyonu.com - 18.11.2013

Mücella Kantaroğlu Tarhan: ”Türkiye Turizmi Ev Turizmi ile Büyüyecek”
Yazan:  Serap Girgin Baykal 18 Kasım 2013

Meavilla Genel Müdürü ve Kurucu ortaklarından Mücella Kantaroğlu Tarhan çok şapkalı kadın yöneticilerimizden birisi. Hep ilklere imza atmayı başaran; Lady Travel’in, Nazar Holiday’in de kurucu ortaklarından olan Kantaroğlu Tarhan, aynı zamanda TÜRSAB’ta Başkan Danışmanı ve Ev Komitesi Başkanı. Ev turizmi Türkiye’de TÜRSAB çatısı altında henüz yeni yeni kurumsallaşma yolunda ilerleyen alternatif turizmin bir çeşidi.  İşte Ev Turizmi ile ilgili olarak merak ettiğiniz her şey:

Mücella Kantaroğlu Tarhan:2012 Eylül ayından beri TÜRSAB çatısı altında faaliyet gösteren “Ev Turizmi Komitesi”nin kurucu başkanıyım. 1986 yılından beri ev turizmi alanında çalışıyorum. Türkiye’de ev turizminin yasal altyapısını oluşturabilmek için TÜRSAB’da “Ev Turizmi Komitesi’ni kurmamızın amacı; Turizm Bakanlığı’na ev turizminin  ayrı bir sektör ve turizmin bir çeşidi olduğunu anlatmaktır. Türkiye’de turizmin geliştirilmesi üzerine fikirler ileri sürüldüğü zaman, turizmin hep 12 aya ve bütün Türkiye’ye yaydırılması, yani sürdürülebilir turizmden sözedilir. İşte bizim çıkış noktamız tam da bu nedenden dolayı oldu. Yasallaşma sürecinden sonra hızla büyüyecek bir sektör olan ev turizminin geleceğinin çok açık olacağına inanıyorum.

Yerel  Kalkınmaya artı değer sağlamak
Ev turizminin olduğu yerde doğal, sosyal, kültürel ve tarihi çevre de yaşatıldığı için, yerel ve bölgesel kalkınmadan dolayı ekonominin de canlanacağını söyleyen Tarhan, ev turizmi  yapılan yerin; bakkalı, kasabı, hediyelik eşya dükkanı, rent a car’ı, yerel ürünler satan semt pazarları, manavı ve diğer esnafları ile birlikte büyüyüp geliştireceğini, dolayısıyla ev turizminin kendisiyle birlikte bu işlerinde gelişmesini ve yok olmamasını sağlayan bir turizm çeşidi olduğunun altını çizerek:”Çevredeki sosyal aktiviteleri izlemek, kültürel ve sanatsal etkinliklere katılmak da kaybolan değerlerin yaşatılması açısından son derece önemlidir. Ev turizmini Doğu Anadolu bölgesine yaydığımızda; aynı zamanda oradaki geleneklerin, göreneklerin, yemeklerinin ve kültürünün tanıtılmasına ve yaşatılmasına da katkıda bulunmuş olacağız. Gelen turist gelinen yerin, kültürünü, geleneklerini ve göreneklerini yaşamak isteğiyle gelir ve tercih eder. Ev turizmi amaçlı gelen turistin de otele gelen turistten farkı budur.”dedi.

Avrupa’da yükselen bir trend
Ev turizminin dünyada ve özellikle Avrupa’da 60 yıldır varolan ve yükselen bir trend olduğunu belirten Tarhan, her şey dahilin dışında sürdürülebilir turizme en önemli katkının bu alandan geleceğinin de altını çizerek:”Avrupa’da her dört kişiden birisi bu şekilde tatil yapıyor. Yaklaşık yılda 42 milyon Avrupalı turist ev turizmini tercih ediyor. Türkiye’de kayıt altında olmamasına rağmen yaklaşık 200 bin evin pazarlandığını düşünürsek 13 milyon turistin konaklamasına (hizmet almasına ) denk gelir. Oteli kışın kapatmak ve yazın açmak da ayrı bir maliyet unsuru. Ev ise, yaz kış her an hazır durumda. Çok kısa sürede çok büyük kapasiteler yaratma şansı var. Alanya bölgesinde örneğin ısıtma sorunu hiç yok. Havayolları açısından da karlı bir alan. Her bir rezervasyon ise 4,9 kişi demektir. Bu da her uçak rezervasyonunda dört koltuğa denk düşüyor. Hedefimiz bütün Türkiye’de bunu yaygınlaştırmak.”şeklinde konuştu.

Türkiye’de  “İlklerin Yolculuğu”nu yapıyoruz
Meavilla olarak yurtdışındaki İnterhome, Novasol, TUİ, Thomas Cook, Bentour, Sun Holiday, Wolters ve Ferioo gibi şirketlerin de ürün tedarikçileri olduklarını belirten Tarhan, “Bizden başka hem Türkiye genelinde organize olarak çalışan, hem de yurtdışında ev pazarlayan acenta yok. Lokal çalışıp, vitrin sunanlar var, ama bizim gibi hizmet sunanlar yok. Evlere tek tek bakıp, eksiklerini tamamlıyoruz. Her ev ayrı bir proje olarak değerlendiriliyor. Biz ilkiz. Bunun da onuruna yaşıyoruz.”dedi.

Bağımsızlık arzulayanların vazgeçemediği bir turizm çeşidi
Ev turizmini tercih ederek tatil yapan turistin özgürlüğüne son derece düşkün olduğunu söyleyen Tarhan, önceden planlanmış saatlere ve programlara bağlı kalmaksızın zaman geçirme ve yaşama isteğinden kaynaklanan bu durumu şu şekilde açıkladı: “Hiç bilmediği bir ülkede, ya da kendi ülkesinin hiç görmediği, gitmediği bir köşesinde her şeyi tek başına ya da ailesiyle birlikte keşfederek, özgürce tatil yapma dürtüsü en başta gelen etken. Akşam yemeğini istediği saatte yemek, kaldığı evde aynı kendi evindeymiş gibi rahat hissetmek ve ailesiyle zaman geçirebilmek en önemli nedenler arasında yer alıyor. Tercihi bu olan turisti başka bir konaklama amacıyla hiçbir başka bir konaklama şekli ile ağırlayamazsınız. Burada hedeflenen asla otelcilik sektörüne darbe vurmak değil, sadece ev turizmi müşterisinin asla otelde konaklayamayacağının özenle altını çizmektir.”

Ev turizmi ile ilgili yasaların bir an önce çıkarılması gerekiyor
“Ev turizminin alt yapısını geliştirmek için Maliye, Kültür ve Turizm ve İçişleri Bakanlığı ile ilgili yasanın bir an önce çıkarılması gerekiyor. Halen bizim gibi çalışan seyahat acentaları vergilerini veriyorlar. Gelen kişilerden kimlik bilgilerini almak zorundayız ve bunu düzenli olarak yapıyoruz. 1774 sayılı kimlik bildirimleriyle ilgili yasanın ev turizmi sektörüne de uygulanması lazım. Uygulamada olan yasaya göre zaten 3 günden fazla olan konaklamaların mahalle muhtarına bildirilmesi gerekiyor. Böyle bir yasa zaten yürürlükte olduğu  için ev turizmine uyarlanması kolay olacaktır. Bir diğer yapılması gereken de; Maliye Bakanlığı’nın Avrupa’da Danimarka, Belçika ve Almanya örneklerinde olduğu gibi evlerini ev turizmine açmayı teşvik etmek amacıyla vergi indirimi sağlanmasıdır.” şeklinde konuşan Tarhan,

Pazarlamada çapraz kontrolün olabilmesi için de, TÜRSAB’a bağlı 7200 acentayı adres göstererek, böylece hem kontrol hem de denetimin sağlanabileceğinin altını çizdi ve “ TÜRSAB altyapısı işbirliğinde, 21 ildeki bölge yönetim kurulları ve Turizm Bakanlığı ortak çalışanlarıyla pazarlamaya açılan evlerin denetlenmesi ve standardizasyonu da gerçekleştirilebilir.”dedi.

Tophane’de son yaşanan olayların olumsuz etkileri
Mücella Kantaroğlu Tarhan Tophane’de son yaşanan olayların ev turizminin gelişmesini olumsuz etkilerini ise şu şekilde özetledi:Tophane’de asayiş, belediye, SGK ve maliye yetkilileri yabancı turistleri fuhuş yapıldığı gerekçesiyle kollarından tutup sokağa atmışlar. Yabancı misafirlerimizin hiç uyarı yapılmadan, apar topar kapı önüne konması çok yanlış. Bu olayın yurt dışında duyulması ise, tüm Türkiye turizmi açısından son derece kötü olacaktır. TÜRSAB olarak, Vali yardımcısı ile konuşarak bu tür konuların turizm açısından hassas konular olduğunu ve daha dikkatli davranılmasını rica ettik. Umarız yetkililer bunu dikkate almışlardır.” Ev turizmi alternatif turizmin karlı bir alanı olacak” 200 bin evin pazarlanması halinde 20 milyar TL’lik cirosu olan bir turizm çeşidinden söz edildiğini söyleyen Tarhan, “Ayrıca hep söylendiği gibi 40 yan sektörü de besliyor. Türkiye’de gayrimenkul satın alan yabancıların, bu gayrimenkullerin kiralanmasıyla elde ettikleri gelirin Türkiye’de vergilendirilmesi ve bunun denetlenmesi gerekiyor. Avrupa pazarına değişik kanallardan pazarlanıp, elde edilen gelirin hizmet verilen yerde vergilendirilmesi sayesinde yerel kalkınma da olacaktır. Türk ekonomisi için ciddi bir kayıp. Örnek vermek gerekirse, Kaş ve Kalkan gibi turistik yerlerde İngilizler aldıkları evi haftalık 1500-2000 pound arası kiralıyorlar. Ortalama 20 hafta kiralandığında 40 bin pound gelir elde edip, nerdeyse 120 bin TL hiç vergi ödemeden parayı yurt dışına transfer ediyorlar. Bu ne İngiltere’ye ne de Türkiye’ye yarar. Bu nedenle Turizm bakanlığının ev turizminin gelişmesi için gerekli olan formaliteleri yasal düzenlemelerle biran önce gerçekleştirmesini yinelemekte yarar görüyorum.”dedi. 

Pansiyonlarla ev turizminin çok farklı turizm çeşitleri olduğunu söyleyen Tarhan, pansiyonda kahvaltı ya da yemeğin alınması nedeniyle bir hizmetten söz edildiğini, bunların tatilci tarafından hazırlanmadığını vurgulayarak, “Ev turizmi konseptinde siz tamamen kendi istediğiniz gibi yaşıyorsunuz. Zamana ve mekana bağımlılık insanlarda tatil kalitesini de etkiliyor. Avrupalı turist artık her şey dahil (all ınclusive) istemiyor. Elbette kitle turizmi olmadan turizm gelirleri artırılamaz. Bir şekilde bu çarkın da dönmesi lazım. Ancak farklı konseptleri de geliştirmek ve turizmi çeşitlendirmek gerekiyor.”dedi.

Ev turizmini Türkiye’de TÜRSAB tanıtacak
Ev Turizminin Türkiye’de tanıtılması gerektiğine inanan Tarhan bunu şu şekilde dile getirdi:”Yasal dayanaklarla uğraşıyoruz. TÜRSAB yönet.kur.başkanı Başaran Ulusoy ile birlikte TÜRSAB çatısı altında yaptığımız çalışmalarda bakanlıklara verilmek üzere bir dosya hazırladık. Güvenlik sorunu için yasal düzenleme gerekli. 1774 sayılı kanun gereği oteller her gelen turisti bildirmek zorunda. Dolayısıyla ev turizminde de böyle bir sistem olması için İçişleri Bakanlığı’nın desteği gerekiyor. Resmi kayıt olmasa bile Türkiye’de 10-15 milyon kişi bu şekilde tatil yapıyor. Bunlar kayıt altına alınmamış ziyaretçilerdir. Bu kayıt dışılık nedeniyle Türkiye için doğan vergi kaybı ise 15-20 milyon dolar gibi bir rakam.”

Sahil şeridindeki turizm ile ev turizminin farkı
Sahil şeridinde yapılan ev turizmi ile şehirde yapılan ev turizminin ayrımının iyi yapılması gerektiğini söyleyen Tarhan, konuyu şu örnekle açıkladı:”Paris’e yılda 60-70 milyon kişi gidiyor. Bu turistin hepsinin otelde kalması mümkün değil. Bu kapasiteyi karşılayabilmek evlerin kiralıyorlar. Biz İstanbul gibi bir şehirde 10-11 milyon turist geldi diye seviniyoruz. İşte esas sorun bu. İstanbul’a böyle 70 milyon turist gelse biz ne yapacağız? İstanbul artık kongre şehri oldu. Turiste kongre turistini de ağırlamak lazım. Bu açıdan Paris örneğinde olduğu gibi yabancılara kısa sürelerle kiralanacak tatil evlerinin olması gerekiyor.”  Evlerin bir süre sonra Avrupa’da olduğu gibi belgelendirilmelerinin gerekliliği üzerinde de duran Tarhan, “Bu belgelendirmeyi de TÜRSAB bünyesinde yapmak istiyoruz. Avrupa’da kırsal turizm büyüyor ve yayılıyor. Kendi kahvaltısını yapabilmek için çaba sarfeden (ineği sağarak sütünü hazırlayan, ekmeğini fırında pişiren) turistin yaşayacağı evlere belli bir yıldız ya da kategoriler getirilerek, standartlar konuluyor. Turizme ne kadar ev kazandırılmış bunu bilmek ve bunu belgelendirmek açısından.”yurt dışından gelecek insanların TÜRSAB belgeli evlere gitmesinin konaklamanın da bir garantisi olacağını söyledi.

Pastadan pay alma değil, pastayı birlikte büyütmek çabasındayız
Tarhan Otelcilerin öncelikle şunu bilmesi gerektiğini söyledi:”Biz pastadan pay alma değil, pastayı birlikte büyütmek çabasındayız. Gelir düzeyi yüksek, Türkiye’nin otantik yaşamına ilgi duyan, kendini evindeymiş gibi hissetmek isteyen Türkiye’ye hiç gelmemiş yabancı kitleyi kazanma amacındayız. İnsanlarla iç içe olmak, komşusu ile konuşmak, AVM’ler dışında bakkal, kasap, manav ve yerel pazarlardan alışveriş yapabilme arzusunda olan bu tarz insanları hiçbir şekilde otelde konaklatamazsınız. Fırından ekmeğini alırken fırıncıyla sohbet etmek, pidecisinde, restoranında yemek isteyen bir turist profili bu. Otelcilerin asla rakibi değiliz. Öyle algılamaları da asla doğru değil. İnsanları buna hazırlamak gerekiyor. Bu nedenle Turizm bakanlığı ile birlikte hareket etmek istiyoruz. Önce il kültür turizm müdürlükleri, belediye başkanları ve kaymakamlar buna hazırlıklı hale getirilmelidirler. Bu sayede kendi bölgelerindeki halkı da buna hazırlayabilsinler.”

Köyden kente göçen engellenmesine katkı sunan proje
Ev turizminin her evini sunan insanın bir ekonomik gelirinin de olacağı, artık büyük şehirlere akın akın insanların göç etmeyeceği bir proje olduğunu söyleyen Tarhan, “ Göçle birlikte değerler, kültürler de yok oluyor. Aksi takdirde göçle birlikte artık bunu yapan insanlar kalmadığı için, o köyün özelliği ve yaratığı değerleri, o bölgeye has özel yemekler de yok olup gidiyor. Türkiye’nin kalkınmasına, köyden kente göçün engellenmesine katkı veren bir proje bu. Avrupa’da ev turizmini tercih edenlerin Yüzde 77’si direkt esnaftan alışveriş yapmak için tercih ediyor.” diyerek Avrupalı turistin korunmuş değerlere gelmek istediğinin bir kez daha altını çizdi. Ev turizminin bir anlamda iç barış ve huzurun da sigortası olacağını belirten Tarhan, bunu şu sözlerle açıkladı:“Yurtiçinde bir Ege’linin gidip Erzurum’da kayak yapabilmesi bu sayede olacak. Doğudaki insanın batıdaki insanı görebilmesi, tanıyabilmesi. İç barış ve iç huzur için de bu önemli. İnsanların kaynaşmasına ve birbirlerini, kültürlerin daha iyi tanımalarına neden olacak bir proje. Eğer oraya gidip oradaki insanların yüreğine dokunmak istiyorsan orada aynı onlar gibi yaşamalısın. Örneğin, Urla’daki insanın otlarla yaptığı yemek, doğudaki insana yabancıdır. İç göçün önlenmesi, insanların böylece birbirlerine tahammül edebilir hale gelmesi sağlanacak.”